Gırtlak Kanseri

Gırtlak Kanseri

Gırtlak kanseri, ses tellerini barındıran ve solunum yolunun girişinde yer alan gırtlak dokusundan köken alan kötü huylu bir tümördür. En önemli erken belirtisi uzun süren ses kısıklığıdır ve erken evrede fark edildiğinde tedavi seçenekleri genellikle daha geniştir; birçok hastada sesi koruyan yöntemler uygulanabilir. Bu yazıda hastalığın nedenlerini, belirtilerini, evrelemesini ve güncel tedavi yaklaşımlarını sade bir dille anlatıyoruz.

Gırtlak Kanseri Nedir?

Gırtlak (tıbbi adıyla larinks), dil kökünün altında, yutağın ön tarafında ve soluk borusunun hemen üstünde bulunan kıkırdak yapılı bir organdır. Üç temel görevi vardır: Ses tellerinin titreşimiyle sesi oluşturmak, havanın akciğerlere geçişini sağlamak ve yutkunma sırasında kapanarak yiyeceklerin soluk borusuna kaçmasını önlemek.

Gırtlak anatomik olarak üç bölgeye ayrılır:

  • Supraglottik bölge: Ses tellerinin üst kısmı; gırtlak kapağı (epiglot) bu bölgededir.
  • Glottik bölge: Ses tellerinin bulunduğu alan. Gırtlak tümörlerinin en sık görüldüğü bölgedir.
  • Subglottik bölge: Ses tellerinin altında, soluk borusuna geçiş alanı. Bu bölgede tümör nadir görülür.

Gırtlak tümörlerinin büyük çoğunluğu, gırtlağın iç yüzeyini örten hücrelerden gelişen skuamöz hücreli karsinom tipindedir. Hastalık erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görülür ve çoğunlukla 50 yaşın üzerindeki, uzun süre sigara içmiş kişilerde ortaya çıkar. Tümörün yerleştiği bölge, belirtilerin ne zaman başlayacağını ve hastalığın nasıl seyredeceğini önemli ölçüde etkiler.

Gırtlak Kanseri Nedenleri

Hastalık, gırtlak hücrelerinin genetik yapısında zamanla biriken hasarlar sonucunda gelişir. Bu hasarın oluşmasında bazı risk faktörleri belirgin bir rol oynar:

  • Sigara ve tütün ürünleri: En önemli risk faktörüdür. Hastaların büyük çoğunluğunda uzun süreli sigara kullanımı öyküsü bulunur. Risk, içilen miktar ve süreyle birlikte artar.
  • Alkol: Özellikle supraglottik bölge tümörleriyle ilişkilidir. Sigara ve alkolün birlikte kullanılması, riski tek başına her birinin oluşturduğu riskten çok daha fazla yükseltir.
  • Mesleki maruziyet: Asbest, boya ve vernik buharları, kömür tozu, bazı kimyasallar ve ağır metallerle uzun süreli temas.
  • HPV enfeksiyonu: Bazı alt tiplerin gırtlak tümörleriyle ilişkisi gösterilmiştir; ancak bu ilişki bademcik ve dil kökü tümörlerindeki kadar güçlü değildir.
  • Diğer etkenler: Sebze ve meyveden fakir beslenme, bağışıklık sistemini baskılayan durumlar ve ileri yaş.

Sigarayı bırakmak, risk faktörleri içinde değiştirilebilir olanların başında gelir. Bırakıldıktan sonraki yıllarda risk giderek azalır. Ayrıca tedavi gören hastalarda sigaranın sürdürülmesi, tedavi sonuçlarını olumsuz etkileyebilir ve yeni tümör gelişme olasılığını artırabilir.

Kanser Öncesi Değişiklikler

Ses tellerinde beyaz plak (lökoplaki) veya kırmızı alanlar şeklinde görülen bazı değişiklikler, hücrelerde displazi adı verilen kanser öncesi bir durumun işareti olabilir. Bu değişikliklerin tamamı kansere dönüşmez; ancak biyopsiyle değerlendirilmesi ve düzenli takip edilmesi gerekir.

Gırtlak Kanseri Belirtileri

Belirtiler, tümörün gırtlağın hangi bölgesinde başladığına göre değişir. Ses tellerinde başlayan tümörler, ses kalitesini çok erken bozduğu için genellikle erken dönemde fark edilir. Ses tellerinin üstünde veya altında başlayan tümörler ise daha uzun süre sessiz kalabilir.

Dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:

  • 2-3 haftadan uzun süren ses kısıklığı veya seste kalınlaşma, çatallanma
  • Boğazda sürekli takılma, yabancı cisim hissi
  • Yutkunurken ağrı veya yutma güçlüğü
  • Kulağa vuran ağrı
  • Geçmeyen öksürük, balgamda kan
  • Boyunda ele gelen şişlik (lenf noduna yayılımın işareti olabilir)
  • İlerlemiş durumlarda nefes darlığı, nefes alırken hışıltılı ses ve kilo kaybı

Ses kısıklığının çok sık görülen nedenleri arasında soğuk algınlığı, sesi aşırı kullanma ve reflü gibi iyi huylu durumlar bulunur. Bu nedenle her ses kısıklığı kanser anlamına gelmez. Ancak özellikle sigara içen bir erişkinde 2-3 haftayı aşan ses kısıklığı, mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından gırtlağın görüntülenmesini gerektirir.

Tümörün Yerine Göre Belirtiler

Ses tellerine yerleşen glottik tümörlerde ilk ve çoğu zaman tek belirti ses kısıklığıdır. Bu bölgenin lenf damarları az olduğu için erken dönemde boyuna yayılım nadirdir. Ses tellerinin üstündeki supraglottik tümörler ise ses değişikliği yapmadan önce boğazda takılma, yutkunurken batma hissi veya kulağa yayılan ağrıyla kendini gösterebilir. Bu bölge lenf damarlarından zengin olduğu için bazı hastalarda ilk fark edilen bulgu boyundaki şişliktir. Ses tellerinin altındaki tümörler ise daha çok nefes darlığı ve nefes alırken çıkan sesle belirti verir.

Gırtlak Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

Teşhis, ayrıntılı bir hikâye ve kulak burun boğaz muayenesiyle başlar. Gırtlak doğrudan görülemeyen bir organ olduğu için özel muayene yöntemleri kullanılır.

Endoskopik Muayene

Ağızdan veya burundan uzatılan ince bir kamera ile gırtlak ve ses telleri ayrıntılı olarak incelenir. Bu işlem muayene koşullarında, birkaç dakika içinde yapılır. Gerekli görülürse stroboskopi adı verilen yöntemle ses tellerinin titreşimi yavaşlatılmış görüntü olarak değerlendirilir; bu, yüzeysel tümörlerin derinliği hakkında fikir verir.

Biyopsi

Kesin tanı, şüpheli dokudan alınan parçanın patolojik incelemesiyle konur. Biyopsi çoğunlukla genel anestezi altında, ağızdan girilerek mikroskop yardımıyla yapılan direkt laringoskopi ile alınır. Bu işlem sırasında tümörün yayılımı da ayrıntılı olarak haritalanır.

Görüntüleme ve Evreleme

Boyun bilgisayarlı tomografisi veya manyetik rezonans görüntüleme, tümörün kıkırdağa ve çevre dokulara uzanımını ve boyun lenf nodlarını gösterir. İleri evre şüphesinde PET-BT ile vücudun diğer bölgeleri taranabilir. Akciğer görüntülemesi de değerlendirmenin bir parçasıdır.

Elde edilen bilgilerle hastalık TNM sistemine göre evrelenir. Bu sistemde tümörün büyüklüğü ve ses telinin hareketi (T), boyun lenf nodlarına yayılım (N) ve uzak organ yayılımı (M) birlikte değerlendirilir. Evre I ve II erken evre, evre III ve IV ise ileri evre olarak kabul edilir. Tedavi planı büyük ölçüde bu evrelemeye göre yapılır.

Gırtlak Kanseri Tedavisi

Tedavinin iki temel hedefi vardır: Hastalığı kontrol altına almak ve mümkün olduğunca konuşma, yutma ve doğal solunum işlevlerini korumak. Tedavi kararı; kulak burun boğaz, radyasyon onkolojisi, tıbbi onkoloji, radyoloji ve patoloji uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından, hastanın genel sağlık durumu ve tercihleri de dikkate alınarak verilir.

Erken Evre Tedavisi

Erken evre tümörlerde çoğunlukla tek bir tedavi yöntemi yeterli olur. Bu aşamada iki ana seçenek öne çıkar:

  • Transoral lazer cerrahisi: Ağızdan girilerek, boyunda kesi yapılmadan, mikroskop altında tümörün lazerle çıkarılmasıdır. Hastanede kalış kısadır ve çoğu hasta kısa sürede günlük yaşamına döner.
  • Radyoterapi: Işın tedavisi, birkaç hafta boyunca günlük seanslar halinde uygulanır ve özellikle ses tellerine sınırlı tümörlerde etkili bir alternatiftir.

Erken evrede bu iki yöntemin hastalık kontrolü açısından sonuçları birbirine yakındır. Seçim; tümörün yerine, sesin korunma beklentisine ve hastanın yaşam koşullarına göre yapılır.

Organ Koruyucu Tedaviler

Bazı ileri evre tümörlerde, gırtlağı tamamen almak yerine gırtlağı koruma amacı güden yaklaşımlar uygulanabilir. Bunların başında radyoterapi ile kemoterapinin birlikte verildiği kemoradyoterapi gelir. Uygun seçilmiş hastalarda bu yöntem, gırtlak işlevini korurken hastalığın kontrolünü hedefler. Tedavi sonrası yanıt yakından izlenir; tümör kalırsa veya tekrarlarsa cerrahi gündeme gelir.

Cerrahi Seçenekler

Gırtlak kanseri ameliyatı, tümörün yaygınlığına göre farklı kapsamlarda yapılabilir:

  • Parsiyel larenjektomi: Gırtlağın yalnızca tümörlü kısmının çıkarıldığı, konuşma ve doğal solunumun korunmasını amaçlayan ameliyatlardır. Ses tellerinin üst bölümünü veya bir yarısını kapsayan farklı teknikleri vardır.
  • Total larenjektomi: Gırtlağın tamamının çıkarılmasıdır. Yaygın tümörlerde, kıkırdak tutulumunda veya diğer tedavilerden sonra tekrarlayan hastalıkta uygulanır. Ameliyat sonrası soluk borusu boyun önüne açılır ve hasta bu açıklıktan (trakeostoma) nefes alır.
  • Boyun diseksiyonu: Boyundaki lenf nodlarına yayılım varsa veya risk yüksekse, bu nodlar aynı ameliyatta planlı şekilde çıkarılır.

Ameliyatın süresi kapsamına göre yaklaşık 1 ile 5 saat arasında değişir. Hastanede kalış süresi sınırlı girişimlerde genellikle 2-3 gün olup kapsamlı ameliyatlarda kişiye göre uzayabilir. Ameliyat sonrası patoloji sonucuna göre ek radyoterapi veya kemoradyoterapi gerekebilir.

Ses ve Yutma Rehabilitasyonu

Total larenjektomi sonrasında ses telleri olmasa da konuşmak mümkündür. Bugün en sık kullanılan yöntem, soluk borusu ile yemek borusu arasına yerleştirilen küçük bir ses protezidir; hasta stomayı kapattığında hava yemek borusuna yönlenir ve titreşimle ses üretilir. Bunun dışında yemek borusu sesi ve boyuna dayanarak titreşim üreten elektrolarenks cihazları da seçenekler arasındadır. Konuşma ve yutma terapistleriyle yapılan çalışmalar, hastaların günlük yaşama uyumunu belirgin şekilde kolaylaştırır.

Total Larenjektomi Sonrası Günlük Yaşam

Gırtlağı tamamen alınan hastalarda nefes burundan değil boyundaki stomadan alındığı için havanın nemlendirilmesi ve süzülmesi önem kazanır. Bu amaçla stomanın üzerine yerleştirilen özel nem filtreleri kullanılır. Duş alırken suyun stomaya kaçmaması için koruyucu kapaklar tercih edilir; yüzme ise genellikle önerilmez. Hasta ve yakınlarına stoma temizliği, protez bakımı ve acil durumlarda solunumun boyundan sağlandığı bilgisi eğitimle aktarılır. Zamanla birçok hasta işine, sosyal ilişkilerine ve hobilerine dönebilir; hasta dernekleri ve destek grupları da bu uyum sürecinde değerli bir rol üstlenir.

Olası Riskler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her tedavi yönteminin kendine özgü yan etkileri vardır ve bunlar tedavi öncesinde hastayla ayrıntılı olarak konuşulur. Radyoterapide ağız kuruluğu, boğazda yanma, ses değişikliği ve ciltte kızarıklık görülebilir. Cerrahiye bağlı olarak yutkunma güçlüğü, yara iyileşme sorunları ve ses kalitesinde değişiklik gelişebilir. Total larenjektomi sonrası koku alma duyusu azalabilir ve stoma bakımına alışmak zaman alır.

Tedavi tamamlandıktan sonra düzenli kontroller çok önemlidir. Özellikle ilk iki yılda kontroller daha sık yapılır; çünkü olası bir nüks erken saptandığında yeniden tedavi seçenekleri daha geniş olur. Takip süresince dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Sigara ve alkolün tamamen bırakılması
  • Kontrol randevularının aksatılmaması
  • Yeni başlayan ses değişikliği, boyunda şişlik, yutma güçlüğü veya nefes darlığının vakit kaybetmeden bildirilmesi
  • Radyoterapi alanlarda tiroid fonksiyonlarının ve diş sağlığının düzenli izlenmesi

Gırtlak Kanseri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ses kısıklığı ne zaman gırtlak kanserini düşündürür?

Soğuk algınlığına bağlı ses kısıklığı genellikle bir-iki hafta içinde düzelir. 2-3 haftayı aşan, giderek artan veya sigara içen bir kişide ortaya çıkan ses kısıklığı muayene edilmelidir. Muayene, endoskopla birkaç dakikada yapılabilir ve tanının erkenden konulmasına yardımcı olur.

Gırtlak kanseri tedavi edilebilir mi?

Erken evrede saptanan tümörlerde tedavi başarısı genellikle yüksektir ve çoğu hastada ses korunabilir. İleri evrelerde tedavi daha kapsamlıdır, ancak güncel yöntemlerle birçok hasta için hastalık kontrolü hedeflenebilir. Sonuçlar; evreye, tümörün yerine ve hastanın genel durumuna göre kişiden kişiye değişir.

Gırtlak kanseri ameliyatından sonra konuşabilir miyim?

Lazer cerrahisi ve parsiyel larenjektomi sonrasında hastalar kendi sesleriyle konuşmaya devam eder; ses kalitesinde değişiklik olabilir. Total larenjektomi sonrasında ise ses protezi gibi yöntemlerle konuşma yeniden kazanılabilir.

Gırtlak kanseri bulaşıcı mıdır?

Hayır, gırtlak kanseri kişiden kişiye bulaşmaz. Bazı HPV tiplerinin risk faktörü olması, kanserin kendisinin bulaşıcı olduğu anlamına gelmez.

Sigarayı bırakmak riski azaltır mı?

Evet. Sigarayı bırakan kişilerde risk yıllar içinde belirgin olarak azalır. Tedavi görmüş hastalarda da sigaranın bırakılması, tedavinin etkinliği ve yeni tümör gelişme olasılığının azalması açısından önemlidir.

Sonuç

KBB uzmanı Op. Dr. Tayfun Demirel, Ataşehir’deki muayenehanesinde uzun süren ses kısıklığı ve gırtlak kanseri şüphesiyle başvuran hastaları endoskopik muayene ve gerekli tetkiklerle değerlendirmektedir. Tanı konulan hastalarda tedavi seçenekleri, ses ve yutma işlevlerinin korunması gözetilerek ilgili uzmanlarla birlikte kişiye özel planlanır. Randevu ve bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için muayene gereklidir.

Bize Ulaşın

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz ?

Sorularınızı bizimle paylaşın. Randevu ve muayene süreci hakkında bilgi almak için formu doldurabilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.

+90 541 402 37 26 +90 541 402 37 26 info@tayfundemirel.com


    Bize Ulaşın !
    Hemen Randevu Al