
Boğaz reflüsü, mide içeriğinin yemek borusunu aşarak gırtlağa ve yutağa kadar ulaşması sonucu ortaya çıkan, çoğu zaman mide yanması olmadan seyreden bir rahatsızlıktır. Tıp dilinde laringofaringeal reflü (LPR) olarak adlandırılır; belirtileri sinsi olduğu için halk arasında “sessiz reflü” adıyla da bilinir. Sık boğaz temizleme, ses kısıklığı ve boğazda takılma hissi gibi şikâyetlerin arkasında sıklıkla bu tablo bulunur.
Boğaz Reflüsü Nedir?
Mide, besinleri sindirebilmek için asit ve pepsin adı verilen bir enzim salgılar. Yemek borusunun alt ucunda bulunan kas halkası (alt özofagus sfinkteri) ve üst ucundaki kas halkası (üst özofagus sfinkteri), bu içeriğin yukarı kaçmasını engelleyen iki ayrı bariyer gibi çalışır. Bu bariyerler yetersiz kaldığında mide içeriği, damla ya da buhar şeklinde gırtlağa (larinks) ve yutağa (farinks) kadar yükselebilir.
Gırtlak ve yutağın iç yüzeyi, yemek borusuna kıyasla aside karşı çok daha hassastır. Yemek borusunun günde birkaç kez kısa süreli asit temasını tolere edebildiği bilinirken gırtlak dokusunda çok daha az sayıdaki temas bile tahrişe yol açabilir. Bu nedenle laringofaringeal reflüde küçük miktarlardaki geri kaçışlar bile belirgin şikâyetlere neden olur.
Mide Reflüsünden Farkı
Klasik mide reflüsü (gastroözofageal reflü hastalığı, GÖRH) daha çok yemek borusunu etkiler ve göğüs kemiği arkasında yanma, ekşime gibi belirtilerle kendini gösterir. Boğaz reflüsünde ise sorun yemek borusunun üst kısmını da geçerek ses telleri çevresinde yoğunlaşır. İki tablo arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:
- Mide yanması: Mide reflüsünde ön plandadır; sessiz reflü yaşayan hastaların önemli bir kısmında ise hiç yanma hissedilmez.
- Zamanlama: Mide reflüsü daha çok gece yatarken ve yatar pozisyonda belirginleşir; laringofaringeal reflü ise sıklıkla gündüz, dik dururken ortaya çıkar.
- Etkilenen bölge: Mide reflüsü yemek borusunda iltihap (özofajit) yapabilir; LPR’de ise değişiklikler gırtlakta, ses tellerinin arka kısmında görülür.
- Başvurulan uzman: Mide reflüsü genellikle gastroenteroloji, LPR ise çoğunlukla kulak burun boğaz muayenesinde fark edilir.
Bu rahatsızlık her yaş grubunda görülebilir. Sesini yoğun kullanan meslek grupları, sigara içenler, fazla kilolu kişiler ve düzensiz beslenenler arasında daha sık karşılaşılır. Bebek ve çocuklarda da kronik öksürük ve tekrarlayan solunum yolu şikâyetlerinin nedenleri arasında yer alabilir.
Boğaz Reflüsü Nedenleri
Laringofaringeal reflünün altında tek bir neden değil, çoğu zaman birkaç faktörün bir araya gelmesi yatar. Üst özofagus sfinkterinin gevşekliği, yemek borusunun içeriği aşağıya taşıma hareketlerindeki yavaşlık ve karın içi basıncın artması başlıca mekanizmalardır.
Laringofaringeal reflüyü kolaylaştıran ya da tetikleyen durumlar şunlardır:
- Fazla kilo ve özellikle bel çevresinde yağlanma
- Sigara ve alkol kullanımı
- Kahve, çay, kolalı ve gazlı içeceklerin sık tüketilmesi
- Çikolata, nane, kızartmalar, yağlı ve baharatlı yiyecekler
- Akşam geç saatte yemek yemek ve yemekten hemen sonra uzanmak
- Mide fıtığı (hiatal herni)
- Gebelik
- Yoğun stres ve düzensiz uyku
- Bazı ilaçlar (kas gevşeticiler, bazı tansiyon ilaçları, ağrı kesiciler gibi)
Son yıllarda yapılan çalışmalar, reflüde yalnızca asidin değil, pepsin enziminin de önemli rol oynadığını göstermektedir. Pepsin gırtlak hücrelerine yapışarak, asidik içecekler gibi sonradan gelen hafif asitli ortamlarda da yeniden aktifleşebilir. Bu durum, bazı hastalarda belirtilerin neden uzun süre devam ettiğini açıklamaya yardımcı olur.
Karın içi basıncını artıran durumlar da önemlidir. Fazla kilo, sıkı kemer ve kıyafetler, ağır kaldırma ya da öne eğilerek yapılan uzun süreli çalışmalar mide içeriğini yukarı doğru iter. Şarkıcılar ve rüzgârlı çalgı çalanlar gibi karın kaslarını yoğun kullanan kişilerde de geri kaçış daha sık görülebilir.
Boğaz Reflüsü Belirtileri
Boğaz reflüsünün belirtileri çoğu zaman soğuk algınlığı, alerji ya da sinüzitle karıştırılır. Şikâyetler haftalar, hatta aylar boyunca hafifleyip şiddetlenerek sürebilir. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Sürekli boğaz temizleme ihtiyacı ve hırıltı
- Sabahları daha belirgin olan ses kısıklığı ya da seste kalınlaşma
- Boğazda yumru, takılma veya yabancı cisim varmış gibi his (globus)
- Geçmeyen, kuru ve gıcık tarzında öksürük
- Boğazda yapışkan balgam birikimi ya da genizden akıntı hissi
- Ağızda acı veya ekşi tat
- Yutkunurken zorlanma
- Sesin çabuk yorulması, şarkı söyleyenlerde ses aralığının daralması
- Gece öksürük ya da boğulma hissiyle uyanma
Çocuklarda bu tablo; tekrarlayan kulak iltihabı, geçmeyen öksürük, hırıltılı solunum ve beslenme sırasında huzursuzlukla kendini gösterebilir. Yetişkinlerde ise astım ve kronik öksürük gibi akciğer şikâyetlerini ağırlaştırabilir.
Boğaz Reflüsü Nasıl Teşhis Edilir?
Teşhis sürecinin ilk adımı ayrıntılı bir hikâyedir. Hekim; şikâyetlerin ne zamandır sürdüğünü, beslenme alışkanlıklarını, sigara ve alkol kullanımını, kullanılan ilaçları ve ses kullanımını sorgular. Bu aşamada belirtileri puanlayan Reflü Semptom İndeksi (RSİ) gibi kısa anketlerden yararlanılabilir.
Endoskopik Gırtlak Muayenesi
Kulak burun boğaz muayenesinde ince bir kamera (endoskop) burundan ya da ağızdan ilerletilerek gırtlak ve ses telleri incelenir. İşlem birkaç dakika sürer, genellikle lokal uyuşturucu sprey ile yapılır ve muayene koşullarında tamamlanır. Laringofaringeal reflüde ses tellerinin arka bölümünde kızarıklık ve şişlik, ses telleri altında ödem ve yoğun salgı gibi bulgular görülebilir. Bu bulgular, Reflü Bulgu Skoru (RFS) adı verilen bir sistemle değerlendirilebilir.
İleri Tetkikler
Muayene bulguları ve şikâyetler birlikte değerlendirildiğinde çoğu hastada tanı için ek teste gerek kalmaz. Ancak tedaviye yanıt alınamayan ya da tanının net olmadığı durumlarda şu testlere başvurulabilir:
- 24 saatlik pH-empedans monitörizasyonu: Burundan yerleştirilen ince bir kateterle hem asitli hem asitsiz geri kaçışların gün boyu kaydedildiği testtir.
- Tükürükte pepsin testi: Tükürük veya balgamda pepsin varlığını araştırır.
- Üst gastrointestinal endoskopi: Yemek borusu ve midenin incelenmesi gerektiğinde gastroenteroloji ile birlikte planlanır.
Bazı hastalarda ilaç tedavisine verilen yanıt da tanıya yardımcı olur. Yaşam tarzı düzenlemeleri ve ilaçla birkaç ay içinde şikâyetlerin belirgin şekilde azalması, sorunun reflü kaynaklı olduğunu destekler. Yanıt alınamayan durumlarda alerji, geniz akıntısı, astım veya ses kullanımına bağlı sorunlar gibi diğer olasılıklar yeniden gözden geçirilir.
Uzun süreli ses kısıklığı ve boğazda takılma hissi, ses teli nodülü, polip ya da daha ciddi hastalıklarla da ortaya çıkabileceğinden doğru teşhis için gırtlağın mutlaka görüntülenmesi gerekir.
Boğaz Reflüsü Tedavisi
Laringofaringeal reflü tedavisi kişinin şikâyetlerine, muayene bulgularına ve yaşam tarzına göre planlanır. Tedavi genellikle yaşam tarzı düzenlemesi ile ilaç tedavisinin birlikte uygulanmasına dayanır. Gırtlak dokusunun iyileşmesi yemek borusuna göre daha yavaş olduğundan sabırlı olmak önemlidir.
Yaşam Tarzı ve Beslenme Düzenlemeleri
Hastaların önemli bir kısmında beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler belirtileri belirgin şekilde azaltır. Önerilen başlıca düzenlemeler şunlardır:
- Son öğünü yatmadan en az 3 saat önce bitirmek
- Az ve sık beslenmek, büyük porsiyonlardan kaçınmak
- Kahve, çay, kola, gazlı içecekler, alkol ve asitli meyve sularını azaltmak
- Kızartma, yağlı, baharatlı yiyecekleri, çikolata ve naneyi sınırlamak
- Sigarayı bırakmak
- Fazla kiloları vermek ve bel bölgesini sıkan kıyafetlerden kaçınmak
- Yatak başını 15-20 cm kadar yükseltmek
- Boğaz temizleme yerine yudum yudum su içmeyi alışkanlık haline getirmek
Ses Hijyeni
Reflüden zarar gören ses tellerini korumak, iyileşmeyi hızlandırır. Gün içinde yeterli su içmek, sık boğaz temizleme ve öksürme alışkanlığını azaltmak, gürültülü ortamlarda bağırarak konuşmaktan kaçınmak ve sesi uzun süre yüksek tonda kullanmamak önerilir. Sesini meslek olarak kullanan kişilerde gerekirse dil ve konuşma terapisti ile ses terapisi programı planlanabilir.
İlaç Tedavisi
İlaç tedavisinde en sık kullanılan grup, mide asidi salgısını azaltan proton pompası inhibitörleridir. Sessiz reflüde bu ilaçlar çoğu zaman mide reflüsüne göre daha uzun süre, genellikle 2-3 ay ve hekimin önerdiği dozda kullanılır. Ayrıca mide içeriğinin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturan aljinat içeren şuruplar, özellikle yemeklerden sonra ve yatmadan önce tedaviye eklenebilir. İlaçların süresi ve dozu mutlaka hekim tarafından belirlenmeli, kendi kendine bırakılmamalıdır.
Tedavi süresince belirli aralıklarla kontrol muayenesi yapılır. Bu kontrollerde hem şikâyetlerdeki değişim hem de endoskopik bulgulardaki gerileme değerlendirilir. Şikâyetler düzeldiğinde ilaç dozu hekim kontrolünde kademeli olarak azaltılır; yaşam tarzı önerilerinin ise kalıcı alışkanlık haline getirilmesi, tablonun tekrarlamasını önlemede en önemli adımdır.
Cerrahi Tedavi
Uzun süreli ve düzenli tedaviye rağmen düzelmeyen, mide fıtığı eşlik eden ya da reflünün testlerle açıkça gösterildiği seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Bu amaçla en sık uygulanan yöntem, mide üst kısmının yemek borusunun etrafına sarılarak kapak mekanizmasının güçlendirildiği fundoplikasyon ameliyatıdır. Bu ameliyat genel anestezi altında, genel cerrahi uzmanları tarafından laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılır. Reflüye bağlı gelişen ses teli granülomu gibi gırtlak lezyonlarında ise kulak burun boğaz uzmanı tarafından ayrıca değerlendirme yapılır.
Olası Riskler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Laringofaringeal reflü tedavi edilmediğinde gırtlak dokusunda süregen bir tahriş oluşur. Bu durum zamanla ses tellerinde ödem, ses teli granülomu (ses tellerinin arka kısmında iyi huylu doku büyümesi), gırtlak altında daralma ve tekrarlayan boğaz enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Astım ve kronik bronşit gibi akciğer hastalıklarının kontrolü de güçleşebilir.
Uzun yıllar süren ve tedavi edilmeyen reflünün, sigara ve alkol gibi diğer risk faktörleriyle birlikte gırtlak kanseri gelişiminde katkısı olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle şikâyetleri hafife almamak, ama gereksiz endişeye de kapılmamak gerekir. Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır:
- İki-üç haftadan uzun süren ses kısıklığı
- Yutkunurken ağrı veya giderek artan yutma güçlüğü
- Balgamda kan görülmesi
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Boyunda ele gelen şişlik
- Nefes alırken hışıltı ya da nefes darlığı
Boğaz Reflüsü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Boğaz reflüsü kendiliğinden geçer mi?
Hafif vakalarda beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle şikâyetler belirgin şekilde azalabilir. Ancak tetikleyici alışkanlıklar sürdükçe tablo tekrar etme eğilimindedir. Şikâyetler birkaç haftadan uzun sürüyorsa muayene ile tanının netleştirilmesi önerilir.
Boğaz reflüsü ne kadar sürede düzelir?
Gırtlak dokusunun iyileşmesi zaman alır. Tedaviye başlandıktan sonra belirtilerde iyileşme çoğu hastada birkaç hafta içinde başlar; ancak muayene bulgularının tam olarak gerilemesi birkaç ayı bulabilir. Süre, reflünün şiddetine ve önerilere uyuma göre kişiden kişiye değişir.
Sessiz reflüde neden mide yanması olmaz?
Bu tabloda mide içeriği yemek borusunda uzun süre kalmadan hızla yukarı çıkar ve gırtlağa ulaşır. Yemek borusu ile yeterince temas olmadığı için yanma hissi oluşmaz; buna karşın hassas gırtlak dokusu küçük miktarlardan bile etkilenir.
Boğaz reflüsü balgam ve geniz akıntısı yapar mı?
Evet. Gırtlak, aside karşı kendini korumak için daha fazla ve daha koyu mukus üretir. Bu durum hastalar tarafından genellikle genizden akıntı ya da boğazda sürekli balgam olarak tarif edilir ve sık boğaz temizlemeye yol açar.
Boğaz reflüsü stresle ilişkili midir?
Stres tek başına reflüye neden olmasa da mide asidi salgısını, beslenme düzenini ve uyku kalitesini etkileyerek şikâyetleri artırabilir. Stres yönetimi, düzenli uyku ve fiziksel aktivite tedavinin destekleyici parçalarıdır.
Sonuç
Op. Dr. Tayfun Demirel, Ataşehir’deki muayenehanesinde boğaz reflüsü şikâyetiyle başvuran hastaları ayrıntılı hikâye ve endoskopik gırtlak muayenesiyle değerlendirmektedir. KBB uzmanı olarak ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve kronik öksürüğün altında yatan nedeni araştırarak her hasta için kişiye özel bir tedavi planı oluşturur. Muayene ve değerlendirme için randevu almak üzere iletişime geçebilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için muayene gereklidir.
